Menü

Kategoriler
Benlisultan (30)
Kastamonu (14)
Şifalı Bitkiler (5)
Bağlantılar

eWreN.NeT

Benli Sultan Haritası

Büyütmek İcin Haritayı Tıklayınız

Anket

Sitemizi Nasıl Buldunuz ?
Daha iyi Olabilirdi (%47,6)
Sade ve Hoş (%52,3)

Toplam Oy: 212

Tüm Anketler

Takvim

« Eylül - 2014

»

PT SL ÇŞ CM CT PZ
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30

İstatistikler

 Toplam Hit: 827310
 Sitede Aktif: 2
 Ip: 54.80.121.186
 Browser: Default - 0.0
 Toplam Kategori: 3
 Toplam Blog: 49
 Toplam Yorum: 112
 Toplam Resim: 238
 Toplam Mesaj: 21

Etiket Bulutu

ABDÜLHAY efendi ATATÜRK VE MEVLEVİLİK benlisultan benlisultan hazretleri benlisultan hz benlisultan türbesi bitkiler meyveler ve sebzeler Camii destan doğal güzellik DOĞAL HAYAT ismail hakkı berkmen kastamonu kastamonu tarihi Mevlevilik milli mücadele MUSTAFA BEKTAŞOĞLU müzeler pehlivan şifalı bitkiler şiir tarihi eserler tefsiri mevlana mustafa yayla yedi mehmetler mangası Yöresel Yemekler

Blog

RSS Takip Tavsiye Et İndir (.doc) Okunma: 28515
BİTKİLER-SEBZE VE MEYVELER

Şifalı Bitkilerilerle Hastalık Tedavisi Kastamonu tarihi

 

Ahududu (ağaççileği) : Gülgillerden; böğürtlen gibi çalı halinde, dikenli bir bitkidir. Kümeler halindedir. Kendiliğinden yetişir. Meyvesi duta benzer. Sarımtırak kırmızı portakal renginde, sulu ve güzel kokuludur. Meyvesi toplanıp, kurutulur. Reçel, şurup ve likör yapılır. Meyve olarak da yenir.

Faydası : Kanı temizler, vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Terletir ve idrar söktürür. Kabızlığı giderir. Vücuda dinçlik verir. Romatizma, mafsal kireçlenmesi, nikris, boğaz, bademcik ve göz iltihaplarında kullanılır. Kansızlık ve veremde çok iyi bir gıdadır. Ateş'i düşürür. Üre ve şeker hastalarına da faydalıdır. Mide ülseri olanların kullanmamaları gerekir.

(*)Dere kenarlarının bitip ağaçlık kesimin başlangıcında bulunur son zamanlar da aşılı olanları ziraatçilerden alıp bahçelerine de dikmeye başlamışlardır halkımız.Yabani olması dolayısı ile elde etme imkansızlığı bu suretle ortadan kalkmıştır.

Alıç (ekşimuşmula) : Gülgillerden; kırlarda yabani olarak yetişen bir ağaçtır. Meyveleri; küçük muşmulaya benzer, kırmızı renklidir. Tadı mayhoştur. Hekimlikte meyvesi kullanılır.

Faydası : Asabi çarpıntıları giderir. Sinir bozukluğunu geçirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Aritmide kullanılır. Uykusuzluğu giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve göğüs nezlesinde faydalıdır.

Aritmi ne demektir?

Aritmi; ritim bozukluğu, düzensiz kalp atışı anlamına gelir.

Kalp hızıyla ritim bozukluğunun bir ilişkisi var mıdır?

Kalp hızı, kalbin dakikadaki atım sayısıdır. Normal bir kalp hızı dakika 60-100 arasındadır. Aritmi ve anormal kalp hızı birlikte meydana gelmek zorunda değildir. Aritmiler, normal, yavaş (bradiaritmiler; dakikada 60 atımdan az) veya hızlı (takiaritmiler; dakikada 100 atıştan fazla) kalp hızıyla birlikte meydana gelebilir. Aritmideki nabzın kendi içinde bir düzeni olabileceği gibi (1 normal 1 ekstra atım veya 2 normal 1 ekstra atım gibi) tamamen düzensiz de olabilir (örnek: atrial fibrilasyon).

http://www.ahmetalpman.com/defsssoku.asp?id=318



(*)Sarı renkli olanları da mevcuttur,sonbaharda meyveleri olgunlaşır ipliğe dizilir ortasından halka şeklinde okul önlerinde satılır ki çocukların renkleri dolayısı ile dikkatini cepletsin diye, ilk mektebe gittiğimiz yıllarda boynumuza takardık koparır koparır yerdik,köylerden satmak için toplayıp gelenlere bir çeşit geçim vasıtası olmuştur.



Ardıç (ephel) : Kozalaklılardan 2-5 metre boyunda bir ağaçtır. Yaprakları ince, uzun, sivri ve güzel kokuludur. Meyveleri; siyah, parlak kozalak şeklindedir. Bunlara ardıç tohumu da denilir. Kasım ve aralık aylarında toplanıp kurutulur. Bir çok türü vardır.

Faydası : Kandaki şeker miktarını düşürür. Pankreasın normal çalışmasını sağlar. Nekahat devresinin çabuk atlatılmasında yardımcı olur. Vücuda dinçlik verir. Böbrekleri, mesaneyi ve idrar yollarını temizler. Ter ve idrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır. Soğuk algınlığı, romatizma, damar sertliği ve nikriste de faydalıdır. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Aybaşı ağrılarını dindirir. Böbreklerinde iltihap olanlar kullanamaz. Tavsiye edilen miktarı da aşmamalıdır.

Armut (pirus communis) : Gülgillerden; çiçekleri beyaz bir ağacın meyvesidir. Armut; suluca yumuşak tatlı ve küçük çekirdeklidir. Rengi sarı ile yeşil arasında değişir. Ankara , Mustabey, Çengel, Kumla, Bey olmak üzere birçok çeşidi vardır.

Faydası : Böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar. İdrarı bollaştırır. Böbrek kum ve taşlarının dökülmesine yardım eder. Yüksek tansiyonu düşürür. Kanı temizler bütün salgı bezlerinin normal çalışmasını sağlar. Kansızlığı giderir, kabızlığı önler. Sinirleri yatıştırır. Zihni yorgunluğu giderir. Susuzluğu keser. Tükürük ifrazatını artırır. Hamilelerin kusmalarını azaltır. Hazımsızlığı giderir. Mafsal kireçlenmesi, nikris ve romatizmada faydalıdır. Şeker hastaları da yiyebilir. Midesi zayıf olanların kompostosunu içmeleri tavsiye edilir. Yemeklerden önce yenecek olursa daha faydalı olur.

(*)Turşuluk için olan küçük armutlar ve hoşaflık için olanları da vardır.Hoşafının suyunun tadı çok hoştur.

Atkestanesi (hindkestanesi) : Atkestanegiller familyasından; süs olarak yetiştirilen iri bir gölge ağacıdır. Nisan-Temmuz aylarında çiçek açar. Meyveleri kestaneye benzer. İçinde nişasta, saponin ve yağ vardır.

Faydası : Kabuklarından yapılan ilaçlar ateşi düşürür. Vücuda kuvvet verir. Tohumları ise romatizma ve mafsal ağrılarını giderir. Varis flebit ve basur memelerinin tedavisinde ve deri çatlaklarını gidermekte kullanılır.

(*)Parklarda ve okul bahçelerin de bulunur.Gölgelenmekten başka bir şekilde faydalanılmamaktadır.

Ayva (sefercel) : Gülgillerden çiçekleri iri ve pembe renkli; yapraklarının altı tüylü, orta yükseklikteki bir ağacın meyvesidir. Ayva; limondan büyük, sarı renkte, tüylü, mayhoş, dokusu sertçe ve ufak çekirdekli bir meyvedir. Vitamini boldur. Çiğ yenilmesi tavsiye edilmez. Komposto veya jöle yapılarak veya külde pişirildikten sonra yenmesi uygundur.

Faydası : İshal ve dizanteriyi keser. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir. İnce bağırsak iltihabını giderir. Kanı temizler. Karaciğer tembelliğini giderir. Safra akışını sağlar. Çarpıntıyı dindirir. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Bronşit, müzmin öksürük ve veremde faydalıdır. Ağızdan su gelmesini ve kan kusmayı önler. Vücudun gelişmesine yardım eder. Merhem yapılarak kullanıldığı takdirde; el ayak ve meme ucu çatlaklarını, yüz ve boyun kırışıklıklarını giderir. Egzama kaşıntılarını ve basur memelerinin doğurduğu şikayetleri giderir. Kabızlık çekenler ve tansiyonu yüksek olanlar yememelidir.

(*)Yaprakları çay gibi demlenmek suretiyle içilir,göğsü yumuşatmak için,hamile bayanlara yedilirmiş eskiden doğacak çocukları güzel olsun diye.



Badem (prunus amygdalus) : Gülgillerden bir çeşit ağacın yemişidir. Meyvesi ancak çağla halindeyken yenir. Olgunlaştıktan sonra, sert kabukla kaplı olan içi yenir. Hekimlikte kullanılan kısmı da burasıdır. Başlıca 2 çeşidi vardır.

- Acıbadem
- Tatlıbadem

Faydası : Badem, bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Hamilelerin zayıf düşmemesini sağlar. Sütle içilirse mideyi kuvvetlendirir. Kabızlığı giderir. Nekahat devresini kısaltır. Böbrek mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir. Bronşit, boğaz ağrısı, anjin, boğaz yanması ve akciğer hastalıklarında faydalıdır. Bademyağı kabızlığı giderir. Egzama ve kaşıntıların verdiği rahatsızlıkları azaltır. Böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesine yardım eder. Kulak ağrılarını dindirir. Yumurtayla karıştırılıp da, basur memelerine sürülecek olursa, ağrı ve yanmaları giderir.

(*) Acı bademi kullanmak isteyenler gayet dikkatli olmalıdır,tam araştırmadan kesinlikle kullanılmamalıdır.Çünki zehir etkisi yapar vücutta.

Bamya (hibiscus esculentus) : Ebegümecigiller familyasından; yaprakları asma yaprağına benzeyen, meyvesi beş bölmeli, tohumları yuvarlak ve yeşilimtrak gri renkte, sebze olarak yenen bir bitkidir. Amasya, Balıkesir bamyası gibi çeşitleri vardır.

Faydası : Kabızlığı giderir. Mide ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar.

Böğürtlen (tilkiüzümü) : Gülgillerden bahçe çitlerinde, yol kenarlarında kendiliğinden yetişen, dikenli bir çalıdır. Yemişi ahududuya benzer, fakat ondan küçüktür. Önceleri kırmızı iken sonraları kararır. Yaprakları; çiçekleri açmadan toplanıp, kurutulur. Birçok türü vardır.

Faydası : İdrar söktürür. Ayaklardaki şişlikleri indirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Gözlerdeki zafiyeti giderir. Mesane taşlarının düşmesine yardımcı olur. Ağız, dil, diş eti ve bademcik iltihaplarını giderir. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Haricen kullanıldığı takdirde ağrıları dindirir, yanıkları iyileştirir. Kökü kaynatılıp, suyu içilecek olursa kandaki şeker miktarını düşürür.

Buğday (triticium vulgare) : Birçenekligillerdendir. Sapları kamışsıdır ve içleri boştur. Çiçekleri başak şeklindedir. Yemişlerine buğday denir. İçeriğinde B vitamini ve karbonhidratlar vardır. Bunlar, tanelerin kepeğindedir. Bu nedenle buğday unu ne kadar çok kepekli, yani esmer olursa, o derece faydalı olur.

Faydası : Kepekli buğday unundan yapılan ekmek, kurabiye ve benzerleri bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Kabız olmayı önler. Çimlendirilmiş buğday tanesi zihin yorgunluğu ve sinir bozukluklarını giderir. Damar sertliği, mide ve cilt hastalıkları olanlar, taze ekmek ve sıcak börek gibi şeyler yememelidirler.

Keşkek(buğdaydan yapılır)
Temizlenmiş buğday taş dibeklerde ağaç tokmaklarla döğulur, kabuğu soyulan buğday keşkek olmuştur, içine kuru fasulye katılarak saklamaya alınır. Cabaya su, et, yağ, salça tuz ve keşkek konur. Uzun süre pişirilir, Tosya çevresinde malzeme konulan cabanın kapağı Örtülüp hamurla ağzı sıvanıp fırına sürülür. Değişik yapma biçimi olan çorbaya bazı yerlerde de buğday aşı adı verilir.



Cevizağacı (koz) : Uzun ömürlü; gövdesi kalın, kerestesi ve meyvesi değerli ulu bir ağaçtır. Yemişi nişastalı ve yağlıdır. Hekimlikte; yaprakları, meyvesinin üzerindeki yeşil kabukları ve yağı kullanılır. Bir çok çeşidi vardır.

Faydası : Yaprakları ve kabukları ile hazırlanan ilaçlar kanı temizler, kansızlığı giderir. İshal ve dizanteriyi keser. Verem ve şeker hastalığında hem besleyici, hem de tedavi edicidir. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. El ve ayak donuklarında, deri çatlaklarında faydalıdır. Saç ve elleri boyamakta da kullanılır. Çok kuvvetli bir besin olduğundan fazla yememek gerekir.

Cevizyağı, raşitizm ve sıracada faydalıdır. Kabızlığı giderir. Bağırsak solucanlarını düşürür. Derinin yanmasını önler.

Çemen (çimen) : Baklagiller familyasından sarımsı beyaz çiçekli 20-40 santimetre boyunda, bir yıllık, otsu bir bitkidir. Tohumlarında, müsilaj, uçucu ve sabit yağ, trigonellin vardır.

Faydası : Balgam söktürür. Göğsü yumuşatır. Vücuda rahatlık verir. Şehvet artırır.

Çiğdem (mahmurçiçeği) : Zambakgiller familyasından türlü renklerde çiçekler açan zehirli bir kır bitkisidir. Çiçekleri Ağustos-Eylül aylarında açar. Rengi sincabidir. Hekimlikte soğan kısmı, çiçekleri ve tohumu kullanılır. Etkili maddesi "colcihine alkoloidi"dir. Birçok çeşidi vardır.

Faydası : İdrar söktürür. Kabızlığı giderir. Tavsiye edilen dozdan fazla kullanılmamalıdır.

Çilek (kocayemiş) : Gülgillerden sapları sürüngen, çiçekleri beyaz bir bitkidir. Yemişi pembe renkli olup, kokuludur. Birçok çeşidi vardır.

Faydası : Vücudu kuvvetlendirir. Hasta olmayı önler. İdrar söktürür ve karında biriken suyu boşaltır. Böbrek ve mesane hastalıklarının iyileşmesine yardımcı olur. Mide ve bağırsak tembelliğini giderir. Sinirleri kuvvetlendirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Bağırsak kurtlarını döker. Safra ifrazatını arttırır ve safra taşlarının dökülmesine yardımcı olur. Karaciğer kifayetsizliğini ve şişliğini giderir. Ateşi düşürür. Dişdibi taşlarını eritir. Cilde tazelik ve güzellik verir. Damar sertliği, mafsal iltihabı, romatizma, ve nikriste de faydalıdır. Şeker hastaları da yiyebilir. Midesi zayıf olanlar suyunu içmelidir. Alerji yapabilir.

Dut (morus) : Dutgillerden yapraklarıyla ipek böceği beslenen bir ağaçtır. Meyveleri, Beyaz ve kara olur. Karadut ekşidir. Dut usaresi çıkartılır. Hekimlikte şurubu, meyveleri, ve yaprakları kullanılır.

Faydası : Beyaz dut yaprakları idrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır. Aç karnına yenen beyaz dut, Bağırsak solucanlarının düşürülmesini sağlar. Mide ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar.
Karadut şurubu pamukçuk hariç diğer ağız ve bademcik iltihaplarını giderir.

Ebegümeci (hubbaz) : Ebegümecigillerden; çiçekleri ilaç, yaprakalrı da sebze olarak kullanılan ve genellikle tarla kenarlarında kendi kendine yetişen bir ottur. 20-70 cm. boyundadır. Yaprkalrı sarmaldır. Mayıs - Ağustos ayları arasında çiçek açar. Yaprak ve çiçeklerinde fazla miktarda müsilaj vardır. Yaprak ve çiçekleri kurutulmadan kullanılır.

Faydası : Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. Mide ve bağırsakların muntazam çalışmasını sağlar. Kabızlığı giderir. Mide bulantısı ve kusmaları önler. Ateşi düşürüp, vücuda rahatlık verir. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Nezle, bronşit, nefes darlığı tedavisinde kullanılır. Lapası çıbanların olgunlaşmasını sağlar. Burun kanamasını durdurur. Dişeti hastalıklarını tedavi eder. Mide ağrısını keser. Burun tıkanıklığını giderir

Ekşi Elma (yabani elma) : Gülgillerden; ormanlarda yetişen bir ağacın meyvesidir. Meyveleri küçük ve çok ekşidir. Çiçekleri, açık pembedir.

Faydası : Mide ve bağırsaklardaki gazı boşaltır. Buralardaki iltihapları giderir.

YAN TESİRİ: Ekşi elmayı fazla yemek unutkanlık ve ateş yapar.

ELMA EKŞİSİ (*)Özellikleri:ekşi ve asidik lezzetlerde iştah açma özelliği, ferahlatma,serinletici özelliği var.Daha ziyade içecek olarak kullanılır.İçimi keyiflidir çünkü tatlı, ekşi aynı anda hissedilir.Evler de meşrubat niyetinede kullanılır hakikaten yemeğin yanında son derece hoş giden bir yapısı vardır.ekşi elma(gök elma,hirimez,dana burnu) önce yıkanır,AĞAÇTAN KISA SAPLI tokmaklar ile dövülerek ezilir,şıranapa ile şırası sıkılır,şıra koyuluncaya kadar aynı ateşte kaynatılır katı hale geldikten sonra ateşten alınır soğumaya bırakılır sonra uygun olan tüketim önceliğine göre, kapların hacimleri ayarlanarak kaplara konular.

Elma (malus) : Gülgillerden çiçekleri pembe, oldukça yüksek bir ağacın meyvesidir. Meyvesi (elma); çoğu yumruktan küçük ve yuvarlak, kabuğu parlak ve sert, kırmızıdan yeşile kadar türlü renktedir. Çekirdekleri ufaktır. Dokusu gevşektir. Kokusu hoş, tadı mayhoş veya tatlıdır. Amasya, Gümüşhane, Niğde ve Ferik gibi birçok çeşidi vardır.

1-Faydası : Sinirleri ve adaleleri kuvvetlendirir. Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Hamilelerin bulantı ve kusmalarını azaltır. Hastalıkların çabuk geçmesini sağlar. İdrar söktürür, vücutta biriken zararlı maddelerin atılmasında yardımcı olur. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardım eder. Kanı temizler. Kolestrolü düşürür. Damar sertliği ve kalp krizlerini önler. Kandaki şeker miktarını düşürür. Kabızlığı giderir. Şeker hastaları için faydalıdır. Dizanteri ve paratifoda iyileşmeye yardımcı olur. Öksürüğü keser. Kompostosu ateşi düşürür. Susuzluğu keser. Uçukları geçirir. Cildin taze ve güzel kalmasını sağlar. Göz ve kulak ağrılarında da kullanılır.

2-FAYDASI ..1) Güzel kan yapıcı: Elma kürüne devam etmek (günde 1 öğün sadece tatlı elma yemek) güzel kan yapar. Elmayı bolca yemeye devam edilir.2) Hamile gıdası: Tatlı elma yemek hamilelerin mide bulantısını giderir. Güzel kan yapar, kolay doğum yapmasını sağlar, anne karnındaki bebeği iyi besler.3) Güzel uyku verici: Gece yatmazdan evvel elma yemek tatlı uyku verir, elma yendikten sonra dişleri mutlaka misvaklayınız.4) Zayıflama kürü: Günlük 1 öğün elma yemek hazmı kolaylaştırır, şişmanlıktan kurtarır.5) Beyni açıcı: Elmayı bolca yemek beyni açar.6) Zararlı ifrazatları (toksinleri) atıcı: Elma( kürüne devam etmek vücuttaki zararlı tuzları atar.7) Cildi güzelleştirici: Gece yatarken 2 elma yeseniz, sabahleyin yüzünüzün beyazladığını göreceksiniz. Elma suyu ile cilt sık sık temizlenir.8) Sivilce, egzama: Elma kürüne devam edilir. (Bol elma yenir.)9) Serinletici, susuzluk giderici: Susadıkça elma, hıyar, kavun, karpuz gibi berdi gıdaları yiyiniz.10) Hazmı kolaylaştırıcı: Elma yemek hazmı kolaylaştırır. (Kabuğunu soymadan.) Bu hazım kolaylaştırıcı etki elma ve hıyar kabuğunda mevcuttur.11) Böbrek çalıştırıcı: Elma yemek böbrekleri çalıştırır.12) Bronşit, nezle, anjin: Elma yemeğe devam edilir. Çekirdekleri biriktirilir. Elma çekirdekleri, ayva çekirdekleriyle beraber yalnız elma çekirdeği de olur. Ezilip kaynatılır. Sabahleyin süzülüp balla tatlandırılarak gargara yapılır. Bu çaydan içmeye devam edilir.13) Kalp ve damar açıcı: Elmanın yeni çıkan filizleri, oğul otuyla beraber kaynatılıp balla tatlandı-nlarak soğuk içilmeye devam edilir.14) Bağırsak kurtları: Elma çekirdeği, kabak çekirdeğiyle beraber ezilip kaynatılır, sabahleyin süzülüp 1 su bardağı içilir. 1-2 saat yemek yenmez. 1 hafta devam edilir.15) Uçuk, ağız içi iltihapları: Elma yenmeye devam edilir, aç karnına.16) Mide ülseri: Elma yenmeye devam edilir.17) Zehirlenme: Elma yaprakları kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.18) Sarılık: Elma kürüne devam edilir.19) Karaciğer güçlendirici: Elma kürüne devam edilir.20) Halsizlik: Elma şurubuna devam edilir.21) Kansızlık: Elma şurubuna devam edilir.22) Çıban: Elma pişirilip çıban üzerineapası bağlanır.23) Göz kuvvetlendirici: İçinde A vitamini olduğu için gözleri kuvvetlendirir.24) Kolesterol: Elmayı kabuğuyla yemek kolesterolü düşürür.25) Mikrop öldürücü: Kabuğuyla elma yenirse içeriğindeki malik asit mikroplan öldürür.26) Kusma Bulantı: Hamilelik bulantıları ve normal bulantılara elma yemek çok faydalıdır.27) Safra düzenleyici: Tatlı elma yemek safrayı düzenler.http://www.devalokman.net/haber.php

Erik (prune) : Gülgillerden beyaz çiçekli bir ağacın yemişidir. Erik, çoğu ceviz büyüklüğünde, kabuğu ince, sarıdan kırmızıya ve mora kadar türlü renkte, tadı mayhoş veya tatlı, etli, sulu tek ve sert çekirdekli bir yemiştir. B vitamini bakımından zengindir.

Faydası : Sinirleri kuvvetlendirir. Zihin yorgunluğunu giderir. Kabızlığı giderir. İdrar söktürür ve vücudun rahatlamasını sağlar. Karaciğer şişliğini giderir. Böbrekleri dinlendirir. Kansızlığı giderir. Kalbi kuvvetlendirir. İştah açar ve hazmı kolaylaştırır. Romatizma, mafsal kireçlenmesi ve nikriste faydalıdır. Çekirdekleri de, bağırsak solucanlarını düşürmekte kullanılır. www.sifalibitkiler.gen.tr/ - 18k

(*) Kastamonu da yetişen çeşitlerin isimleri: Ala erik,ak erik, mürdüm eriği, pazar eriği,can eriği,palan eriği,papaz eriği,yabani olanına it eriği denir küçük siyah zeytin büyüklüğün de olur.



Üryani Eriği Hoşafı:

Türkiye’nin en güzel üryani erikleri yalnızca Kastamonu’da yetişmektedir. Üryani erikleri, Ağustos başlarında olgunlaştığı zaman ya dallarından toplanır, ya da bez üzerine silkelenerek temizlenir, yıkanır. Erikler, sivri uçlarından bıçakla 4 defa çizilir. Böylece daha çabuk kuruması sağlanır. Çizilen erikler «sergen» denen tahtaların üzerine serilerek güneşte kurutulur. Kuruyan erikler, temiz bez torbalara konularak asılır. Üryani erikleri, özel olarak kabukları soyularak da kurutulur. Son yıllarda üryani erikleri yarım ve bir kiloluk paketler halinde ambalajlanarak büyük şehirlerdeki kuruyemişçilere gönderilmektedir.

Üryani hoşafları pişirileceği zaman önce yarım saat kadar orta sıcaklıktaki su içinde bekletilir. Erikler yumuşar, üzerindeki tozlar suya geçer. Bu su dökülür. Tencere içine tekrar su ve biraz şeker konarak üryani erikleri yarım saat kaynatılır. Soğutularak soğukluk olarak yenir. Üryani hoşafı, peklik çeken hastalara çok iyi gelir.

(Kaynak Kişi: Rafiye Tan. 78 yaşında. Ev kadını. Adres: Kastamonu Merkez Şazibey Mah. No: 30) www.turkishcusine.org/pages.

Pelverde:

Kahvaltıda marmelât, reçel yerine yenir. Olgun erikler (mürdüm, üryani) ezilerek bir kazana doldurulur. Eriklerin aralarına yeteri kadar pekmez toprağı serpilir. Erikler bir gece böylece bekletilir. Ertesi gün erikler, kevgirden derin bir tavaya geçirilir. Çekirdekler ve kabuklar kevgir üstünde kalır. Derin tava içinde ezilmiş erikler pişirilir. Koyulaşır, reçelden daha koyulaşınca ocaktan indirilir. Cam kaplar içine konan pelverde yeneceği zaman tabağa konur. Pelverde, erikten başka elmadan, armuttan ve ayvadan da yapılmaktadır.

(Kaynak Kişi: Rafiye Tan. 78 yaşında. Ev kadını. Adres: Kastamonu Merkez Şazibey Mah. No: 30) www.turkishcusine.org/pages.




Fındık (corylus avellana) : Palamutgillerden; kuzey yarımküresinin ılık yerlerinde ve yurdumuzun en çok Karadeniz Bölgesinde yetişen ufak bir ağaçtır. Meyvesi (Fındık), sert bir kabuk içindedir. İçeriğinde nişasta ve yağ vardır.

Faydası : Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Vücuda kuvvet verir. Nekahat devresinin çabuk geçmesini sağlar. Hamilelere de faydalıdır. Dövülmüş yenirse öksürüğü keser. Varise faydalıdır. Fındıkyağı, böbrek ağrılarını giderir. Kum ve taşların düşürülmesinde yardımcı olur. Bağırsak solucanlarını düşürür. Sarada da faydalıdır. Mideleri hasta olanlar, damar sertliği ve yüksek tansiyondan şikayet edenler, çok az yemelidirler.

Gelincik (poppy) : Yazın kırlarda yetişen ve gelincikgillere örnek olarak alınan bir çeşit çiçekli bitkidir. Çoğu kırmızı renklidir. Yaz aylarında toplanıp, gölgede temiz bir kağıt üzerine serilerek kurutulur. İçeriğinde rheadine vardır. Kokusu hoş değildir. Tadı da acıdır.

Faydası : Nefes darlığı, astım, bronşit ve göğüs nezlesinde rahatlık sağlar. Boğmacayı keser. Kan tükürme ve kan kusmayı keser. Uykusuzluğu giderir. Yanıkları iyileştirir. Yılancık da faydalıdır.

Gül (rosa) : Gülgillerin örneği olan bitki ve bunun çiçeğidir. Bir çok çeşidi vardır. Bunlar; kokusu, rengi, şekli, iriliği ve ufaklığı bakımından birbirinden ayrılır. En çok görülen çeşitleri; sarı gül, van gülü, yediveren gülü, Yabani gül ve Şam gülüdür. Pembe gülün taze çiçeklerinden gülsuyu ve gül esansı elde edilir. İçeriğinde geraniol, rodinol, eugenol, citronel ve feniletilalkol vardır. Hekimlikte çiçeklerinin renkli yaprakları kullanılır. Bunlar, gonca halindeyken toplanıp, sıcak bir yerde kurutulur ve ışık almayan kutularda saklanır.

Faydası : Antiseptik olarak kullanılır. İshali keser. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Göz kanlanmaları ve göz nezlelerinde faydalıdır. Ayrıca krem ve parfümeri sanayiinde kullanılır.

Gül Ağacı : Birçok türü olan gül çiçeklerin sultanıdır denilebilir. Orta güneşli, killi-kumlu ve kırmızı toprakları çok sever. Yediveren, Bodur, Sadberk, Sarmaşıktır. Güllerinin sürekli canlı olması için yanmış çiftlik gübresi ile diplerinin her ilkbaharda gübrelenmesi gerekir. Daldırma ya da çelikle üretilir. Bunları dikme zamanı hemen ilkbahar öncesinde ve don tehlikesinin ortadan kalktığı günlerde başlar. Ancak toprağın Sonbahar'da derin işlenmiş olması gerekir. Fidanlar için 40 cm civarında derinlikte kazılacak çukurlar birbirinden 1 metre uzaklıkta olmalıdır. Fidan dikiminde çukur açarken üstten çıkan toprağa biraz yanmış gübre ile karıştırıp alta, alttan çıkan toprağı da üste vererek yapılır hafif sıkıştırarak can suyu verilir. Güllerde en çok, yaprakları ve gövdeyi pudralanmış sarmaya başlayan bir mantar hastalığıyla, yapraklara dadanan afitlerin (yaprak biti) verdiği zararlar görülür. Tarım ilaçları satılan yerlerde gerekli ilaçları bularak mücadele yapmak mümkündür. Şifası, sağlıklı yetişen güllerin yaprakları, dalları, taze ya da gölgede kurutularak saklanan çiçekleridir.

Faydası : Ağız yaralarında; uygun bir kavanoza 1 litre su, 50 gram taze gül çiçeği yaprağı konularak, güneşte 1 hafta bekletilerek gerektiğinde kullanılabilecek çok yararlı bir gargara ilacı elde edilir.
Çabuk kızaran, ya da yorgunluktan yaşaran gözler için; gül fidanlarının taze yaprakları ve körpe dallarını aynı ölçüde suyla kaynatarak elde edilen sıvıyı bir pamuğa sürerek yapılan banyo iyi gelir.
Bulantı için; taze ya da kurutulmuş 40 gram gül çiçeği yaprağı, 1 litre suda haşlanır. Ara sıra birer kahve fincanı içilirse kişiyi rahatlatır.
Öksürük için; bulantıdaki gibi hazırlanan çayın içilmesi kişiyi rahatlatır.
Güzellik için; 1 ölçü vazelini, hazır satılan 3 ölçü gül suyu ile iyice karıştırıp hazırlanacak losyon, eldeki çatlakları giderir. Elleri güzelleştirir.

Hindiba (güneğik) : Hindiba familyasının örnek bitkisidir. Çiçekleri sarıdır. Yaprakları az ve küçüktür. Sapı yoktur. Kökü uzundur. Kökünün dışı beyaz, içi esmer renktedir. Sütlü, acı bir suare ifraz eder. Yaprakları haşlanıp, salata gibi yenir. Kökü de, dövülerek kahve yapılır veya kahveye karıştırılır. Lezzeti mayhoşumsudur. Ak ve kara olmak üzere iki çeşidi vardır. Hekimlikte yaprakları ve kökü kullanılır.

Faydası : İdrar söktürür. Egzama, güneş yanıkları, akrep ve arı sokmasında faydalıdır. Balgam söktürür. Nikris ağrılarını dindirir. Böbreklerdeki kumların dökülmesine yardımcı olur. Vücuda kuvvet verir.

Ihlamur (tilia) : Ihlamurgiller familyasından; kerestesi güzel, bir gölge ağacı ve bunun kurutularak çay gibi haşlanıp içilen güzel kokulu çiçeğidir. Temmuz ve ağustos aylarında toplanıp, kurutulur. Birçok çeşidi vardır.

Faydası : Sinirleri kuvvetlendirir, sinir bozukluğunu giderir. Uyku verir. Kan dolaşımının normal olmasını sağlar. Kansızlığı giderir. Kalp kifayetsizliğinde faydalıdır. Damar kireçlenmesini önler. Böbrekleri ve mesaneyi temizler. İdrar söktürür. Kum döker, taş oluşmasını önler. Ter söktürür. Grip ve soğuk algınlığının şikayetlerini giderir. Göğsü ve bronşları yumuşatır. Mide ifrazatını artırır. Balla karıştırılıp içilirse, mide ülserine faydalıdır. Kabızlığı ve bağırsak spazmını giderir. Boyun ve yüze güzellik verir. Burkulma ve ezilmelerde ağrıyı keser. Saç dökülmesini önler.

Isırgan (urtica urenus) : Isırgangillerden ilkbaharda yetişen, her tarafı sert tüylerle kaplı bir büyük ottur. Tüylerinin içeriğinde formik asit vardır. Sürüldüğü yeri kaşındırır ve yakar. Tohumları da kullanılır.

Faydası : Dıştan tatbik edildiği zaman, iç organlarda biriken kanı çeker. Romatizma ve mafsal ağrılarını dindirir. Burun kanamasını keser. Egzamanın şikayetlerini giderir. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Böbrek kumlarını döker. Balgam söktürür. Haricen tatbik edildiği zaman, dalak hastalıklarına ve çıbanlara da faydalıdır.

İncir (yemiş) : Dutgillerden asıl vatanı Akdeniz kıyıları olan yaprakları geniş ve dilimli bir ağacın meyvesidir. Armut biçiminde ve büyüklüğünde yumuşak, çekirdekleri darı şeklinde tatlı bir yemiştir.

Faydası : Bağırsakları yumuşatır. Kabızlığı giderir. Mide tembelliğini tedavi eder. Vücudu ve sinirleri kuvvetlendirir. Enerji verir. Nekahat devresini kısaltır. Bronşit, öksürük ve boğaz ağrılarında faydalıdır. Bronşları yumuşatır. Çıbanların olgunlaşmasını sağlar. Lapası, yanık ağrılarını keser. Dallarından akan süt, nasır ve siğilleri giderir. Basurda faydalıdır. Nezle ve sıtmada da kullanılır.

Kabak (cucurbita) : Kabakgiller familyasından, meyvası sebze olarak kullanılan, otsu bir bitki cinsidir. Kökü saçak şeklindedir. Gövdesi sürüngen, köşeli, ince ve çok uzundur. Üzerinde sert ve kısa tüyler bulunur. Yaprakları büyük, kaba, tüylü; çiçekleri sarıdır. Meyvesi, etli ve suludur. İçinde kabak çekirdeği denilen pek çok tohum vardır.

Faydası : İdrar söktürür ve idrar tutukluğunu giderir. Böbrek ve mesane iltihaplarını temizler. Prostattan doğan şikayetleri giderir. Mide ve bağırsaklara yumuşaklık verir, kabızlığı giderir. Basuru olanlar için faydalıdır. Yüksek tansiyonu düşürür. Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. Helvacıkabağının çekirdekleri bağırsak kurtlarının düşmesine yardımcı olur. Lapası dıştan tatbik edilecek olursa boğaz ağrılarını ve kadınlarda görülen akıntıyı keser.

Kantaron (kantariyyon) : İkiçenekliler sınıfının, bileşikgiller familyasından, bütün dünyada, özellikle ılıman bölgelerde yaygın olan çok yıllık veya bir yıllık bitkidir. Kırmızı, sarı, mavi ve nadiren beyaz çiçekli olanı bulunur. Kökü acıdır. Bu türüne "Büyük Kantaron" da denir. Çoğunlukla kökü kullanılır. Yaz aylarında toplanıp kurutulur.

Faydası : Vücudu kuvvetlendirir. Ateşi düşürür. İştah açar, hazmı kolaylaştırır. İshali keser. Nekahat devresini kısaltır. Nezle ve bronşite faydalıdır. Öksürüğü keser. Mide ağrılarını dindirir. Yaraların iyileşmesinde yardımıcı olur. Astım, mide ülseri, midede asit fazlalığı, akciğer hastalıkları, damar sertliği ve sinir iltihaplarında da faydalıdır.

Kavakağacı (populus) : Söğütgiller familyasından, sulak yerlerde yetişen bir çeşit ağaçtır. Akkavak, titrekkavak, tellikavak, servikavağı, karakavak, Hollandakavağı gibi çeşitleri vardır. Hekimlikte karakavak kullanılır.
Karakavak 25-30 metre boyunda, gövdesi kalın bir ağaçtır. Yaprakları üçgen şeklinde, dişli ve tüysüzdür. Yaprak tomurcukları tanen, uçucu yağ, mum, salisin ve populin adı verilen glikozitleri taşır.

Faydası : Kavak tomurcuklarından hazırlanan merhemler basur memelerinin ve romatizmanın lokal tedavisinde kullanılır. Karakavak odunun yakılmasından kömür elde edilir. Mide ve bağırsaklardaki gazı giderir. Yine bu kömürden yapılan diş tozları da dişlerin temizlenmesinde ve dişetlerinin kuvvetlendirmekte kullanılır.

Kekik (thymus) : İkiçenekliler sınıfının, ballıbabagiller familyasından; odunsu saplı, karşılıklı küçük yapraklı, sürüngen, çok yıllık timol kokulu alçak bir bitkidir. İçeriğinde thymol vardır. Güney Amerika'da yetişen thymus vulgaris türünden hafif sarı renkli uçucu kekikyağı elde edilir. İçeriğinde timol ve karvakrol vardır. Midevi, idrar söktürücü ve antiseptik olarak kullanılır. Yurdumuzda yabani kekik ve başlı kekik çok miktarda yetişir. Ancak mercanköşk türlerinin çoğu da kekik yerine kullanılmaktadır.

Faydası : Bedeni kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. İştahsızlığı giderir. Sinirleri kuvvetlendirir. Kalp çarpıntılarını keser. Yemeklerin bozulmasını önler. Bağırsak iltihabını iyileştirir. Salgı bezlerinin düzenli çalışmasını sağlar. İdrar söktürür. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardım eder. Böbreklerde ve mesanedeki mikropları öldürür. Cinsel isteği kamçılar. Tansiyonu geçici olarak yükseltir. Hastalıklara karşı direnme gücünü artırır. Çocuklarda görülen kansızlığı giderir. Kan dolaşımını düzenler. Müzmin öksürük, astım, bronşit ve iltihaplı zatülcenp'e faydalıdır. Grip, beyin nezlesi ve anjinde şikayetlerin azalmasına yardımcıdır. Kekik suyu ile banyo romatizma ağrılarını dindirir. Kandaki şeker miktarını azaltır. Hamileler ve guatrı olanlar kullanmamalıdır.

Kestane (castanea vesca) : Kayıngiller familyasından; kışın yapraklarını döken, 25 - 30 metre boyunda bir ağaçtır. Yaprakları geniştir. Meyveleri iridir.

Faydası : Kabuklarının suda kaynatılması ile hazırlanan ilaç; ateş düşürür ve sinirleri yatıştırır. Meyvesi, kasları kuvvetlendirir. Kan dolaşımını düzenler. Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Varis ve basur memelerinin meydana gelmesini önler. Karaciğer yorgunluğu ve şişliğini geçirir. Kansızlığı giderir. Mideyi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve yüksek tansiyondan şikayet edenlerle, şeker hastaları yememelidir

Kiren-Kızılcık (cornus) : Kızılcıkgiller familyasından; çoğunluğu çalı veya ağaç halinde odunsu ve bir kaçı da otsu karakterde, kışın yaprak döken veya her zaman yeşil bitki cinsidir. Yaprakları sade, uzun veya kısa saplı, genellikle çatallı tüylüdür. Çiçekleri salkım veya şemsiye şeklindedir. 40 kadar türü vardır. Meyvesi yuvarlaktır. Yurdumuzda yetişen türü sarı çiçekli kızılcıktır. Boyu 7-8 metre kadardır. Çalı şeklinde olanları da vardır. Kış aylarında yapraklarını döker çiçekleri yapraklarından önce açar. Renkleri sarıdır. Yaprakları karşılıklı dizilmiştir. Meyveleri sonbaharda olgunlaşır. 1-1,5 cm boyundadır. Parlak kırmızı renktedirler. Lezzeti buruktur.
Meyveleri şeker, müsilajlı maddeler ihtiva eder. Kabuklarında ise reçineli maddeler, tanen ve müsilaj vardır. Meyveleri yenir veya şurubu yapılır.

Faydası : Meyveleri ishali keser. Kabızlık yapar. Kabukları ateş düşürür. Ağız paslanmasını giderir. Ağız yaralarını geçirir. Şurubu, vücuda kuvvet verir.

- Kızılcık Ekşisi:

Kastamonu yöresinde «kiren» denen olgun kızılcıklar ağaçlarından toplanır. Biraz daha olgunlaşması için bir hafta kadar bekletilir. Açık havada ocaklar üzerine yerleştirilen kazanlarda kirenler haşlanır. Haşlanan kirenler, bez torbalara doldurulur. Üzerinden tahtayla bastırılarak kirenlerin suyu teknelerde, kazanlarda toplanır. Elde edilen kiren suyu kazanlarda veya geniş kaplarda kaynatılır. Suyu buharlaşan kirenin koyu tortusu elde edilir ki buna «ekşi» denir. Tahta kaplara, küçük bakraçlara konan ekşi kışın suyla karıştırılarak ve içine biraz şeker katılarak «soğukluk» olarak içilir veya kaşıkla yenir. www.turkishcusine.org/pages



Kiraz (prunus avlum) : Gülgiller familyasından; anayurdu Asya olan, düz kabuklu bir çeşit ağaç veya ağaçcıktır. Genellikle yapraklanmadan önce çiçek açar. Meyvesi, etli ve tek çekirdeklidir. Ev ilaçlarında sapları, meyvesi, kabuğu ve çiçekleri kullanılır.

Faydası : İdrar söktürür. Böbreklerde biriken zararlı maddelerin atılmasına yardımcı olur. Kabızlığı giderir. Kanın temizlenmesine yardım eder. Nikris, romatizma, damar sertliği ve mafsal kireçlenmesinde faydalıdır. Karaciğer şişliğine iyi gelir. Safra akışını normale döndürür. Sivilceleri önler. Susuzluğu giderir. Kabukları ishali keser. Ateşi düşürür. Çiçekleri göğsü yumuşatır ve öksürüğü giderir.

Kuşburnu (fructus rosa canina) : Yabangülünün, şeker, organik asit ve C vitamini bakımından zengin olan meyvesidir.

Faydası : İdrar söktürür, ishali keser.

Lahana (brassica oleracea) : Turpgiller familyasından iri ve kalın yapraklı bir bitkidir. En çok yetiştirileni baş lahanadır. Yurdumuzun bütün bölgelerinde yetişir. Başlıca çeşitleri: Kemer lahanası, Batman lahanası, köse lahanası, Brüksel lahanası ve kara lahana. Lahana C vitamini bakımından zengindir. Yapısında kükürt bulunur. Çiğ olarak yemek veya sıkarak suyunu içmek daha faydalıdır.

Faydası : Kansızlığı giderir. İdrar söktürür. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Mide ve bağırsak yaralarını yumuşatır. Kabızlığı giderir. Kandaki şeker miktarını düşürür. Vücudu hastalıklara ve kansere karşı korur. Göğüs ucu çatlaklarını giderir. Sarılık ve safra kesesi hastalıkları için iyidir. Astımda faydalıdır. Romatizma, siyatik, lumbago ve Apsede yararlıdır. Ses kısıklığını giderir. İştah açar. Guatr olanlar yememelidir

Mantar (fütr) : Boy, biçim ve bölge bakımından büyük değişiklikler gösteren, yüz bin kadar çeşidi bulunan bir çeşit bitkidir. Karada ve tatlı sularda yaşarlar. Mantarların içinde tıbbi etkileri olanlar, gıda olarak kullanılanlar, zehirlenmelere sebep olanlar, hayvanlarda ve bitkilerde hastalık yapanlar, antibiyotik madde oluşturanlar ve kimya sanayiide kullanılanlar vardır. Yenen mantarların çoğu bazitli mantarlardır. Bunların 500 kadar cinsi ve 13500 kadar türü vardır. Sporları şişkin bir hif ucunda 4 tane olarak meydana gelir. Makbul olan türü şemsiye mantarıdır. Büyük ve göz alıcı bir şekildedir. Şapkası başlangıçta yuvarlak veya yumurta biçimindedir. Sonradan çan, şemsiye veya tabak şekline döner. Rengi beyazımtırak gri ile esmerimtırak gri arasında değişir. Çapı 25-30 cm kadardır. Eti yumuşak ve süt gibi beyazdır. Lezzeti hoştur. Yer mantarı da yenir. Huni biçimindedir. Şapkasının eti sarımtırak beyaz ve sarı kenarlıdır. Kokusu kayısıyı hatırlatır. Lezzeti ise karabiberi andırır. Hazmı güçtür.

Faydası : Etin yerini tutar. Protein değeri etten fazladır. Yorgunluğu giderir. Düşünme ve öğrenme yeteneğini geliştirir. Kansızlığı giderir. Bedenin gelişmesinde yardımcı olur. Romatizma ve üremi olanlar yememelidir

(*)DİKKAT…SPOR OLSUN ZEVK OLSUN DİYE MANTAR TOPLAMAYA ÇIKMAYIN YANINIZDA O YÖRENİN TECRÜBELİ HALKINDAN BİRİSİ OLMADAN MANTARLARA KESİNLİKLE EL SÜRMEYİN.YÜZ DE YÜZ BİLİYORSANIZ ALIN MANTARI TOPRAKTAN,ŞAKASI OLMAYAN BİR İŞTİR MANTAR TOPLAMAK.Kastamonu da bulunan mantar çeşitleri. Kuzu kulağı, kanlıca veya feslek, ayı mıncığı, tavuk ayağı, saçak, içi kızıl, cincile, kavak, meşe, kömüş memesi, söbelek, gelincik, teltelli veya tiftik, kırağı, mıkcık, kum mantarı...

Meşe (bişe) : Kayıngiller familyasından; kışın yaprak döken veya her zaman yapraklı olan, uzun ömürlü bir orman ağacı cinsidir. Odunu sık dokulu; ağır, sert ve damarlıdır. Erişkin meşenin odunu, kızıla çalan koyu sarı renktedir. Doğal olarak 30'dan fazla türü vardır. Yurdumuzda birçok çeşidi vardır.

Faydası : İshal ve dizanteriyi keser. Bağırsak bozukluklarını giderir. Boğaz ve bademcik iltihaplarını tedavi eder. Kanamaları durdurur. Basur memelerinden doğan şikayetleri giderir.

Muşmula (beşbıyık) : Gülgiller familyasından; kış aylarında yaprak döken, eğri büğrü övdeli, dallı budaklı küçük bir ağaçtır. Çiçekleri beyaz veya pembe renklidir. Meyvesi, buruk ve hoşa gitmeyen bir tattadır. Etlidir. 5 bölmesi vardır. İyice olgunlaştıktan sonra yenir.

Faydası : Böbrek kum ve taşlarının dökülmesine yardım eder. Bağırsakların iyi çalışmasını sağlar. İncebağırsak iltihabı, ishal ve dizanteriyi giderir. Kan dolaşımını düzenler. Sinirleri güçlendirir. Mide hastalıklarında faydalıdır. Lumbago ve nikriste kullanılır. Ana karnındaki ceninin düşmesini önler.

Nane (mentha) : Ballıbabagiller familyasından; nemli yerlerde yetişen, genellikle tüylü ve çok kokulu otsu bir bitki cinsidir. Başak biçiminde beyaz, pembe veya morumsu çiçekleri vardır. Güzel kokuludur.

Faydası : Hazmı kolaylaştırır. Gaz söktürür. Karaciğer yetersizliğini giderir. Safra akışını düzenler. Mide ağrılarını keser. Bağırsak spazmını giderir. Nefes almayı kolaylaştırır. Astım, grip, bronşit ve öksürükte faydalıdır. Sinirleri kuvvetlendirir. Sükunet verir. Heyecanları ve korkuyu yatıştırır. Kusmaları önler. Migren, uykusuzluk ve baş dönmelerinde faydalıdır. El ayak titremesi, dil tutukluğu, felç ve uykusuzlukta kullanılır. Kalbi kuvvetlendirir. Sinirsel kalp çarpıntılarını keser. Erkeklerde ruhsal kaynaklı iktidarsızlığı giderir. Anne sütünü artırır. Aybaşı kanamalarının muntazam ve ağrısız olmasını sağlar. Sütle şişen memelerin şişini indirir. Soğuk algınlığında faydalıdır. Bağırsak solucanlarının düşürülmesinde yardımcı olur. İdrar söktürür. Mide ülseri ve gastrit olanlar fazla kullanmamalıdır. Şekercilik, likörcülük, lavantacılık ve eczacılıkta kullanılır.

Pancar (beta vulgaris) : Ispanakgiller familyasından; ince köklü, bir veya iki yıllık otsu bir bitkidir. Yem pancarı, sebzelik pancar ve şeker pancarı gibi çeşitleri vardır.Kırmızı pancarın kökleri toparlak bir yumru şeklindedir. Sebze olarak kullanılır. Şeker pancarının kökleri toparlak bir yumru şeklindedir. İçeriğinde sakaroz vardır.

Faydası : Kırmızı pancar, Karaciğer'in muntazam çalışmasını sağlar. İdrar söktürür. Kansızlığı giderir. Şeker hastalığı ve vereme karşı korur. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir. Sinirleri yatıştırır. Vücudu kuvvetlendirir.

Papatya (matricaria chamomilla) : Bileşikgiller familyasıından; Nisan-Eylül aylarında çiçek açan, 25 cm kadar boyunda, bir yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları ince parçalı olup, sapsızdır. Çiçeğinin orta kısmı sarıdır. Kenarlarında 12-20 tane dil biçiminde beyaz renkli çiçek vardır. Çiçeklerin içeriğinde acı madde, tanen ve glikozitler vardır. Meyvesi sarımtırak esmer renkli bir uçucu yağ taşır. Yaz aylarında toplanıp, kurutulur.

Faydası : Ateşi düşürür. Ağrıları keser. Spazm çözer. Terletir. Sinirleri yatıştırır. Bağırsak gazlarını giderir. Vücuda rahatlık verir. Boğaz bademcik ve diş etlerinin iltihaplarını giderir. Bel ve baş ağrılarını geçirir. Saçları sarartmak için de kullanılır. Papatyayağı spazm giderir. Ağrıları dindirir. Mikropları öldürür. Sinirleri yatıştırır.

Patates (solanum tuberosum) : Patlıcangiller familyasından; yer altındaki yer altındaki yumruları yenen otsu bir bitkidir. Yeşil kısımlarında, renksiz filizlerinde ve yeşilimsi yumrularında Solanin denilen bir madde vardır. İçeriğinde bol miktarda nişasta, B ve C vitaminleri bulunur.

Faydası : Şeker hastalarına faydalıdır. Susuzluğu giderir. Mide ve Onikiparmak ülserinde yararlıdır. Karaciğer şişliğini giderir. Safra akışını kolaylaştırır. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Damar sertliğine faydalıdır. Sert bir şey yutulduğunda yabancı maddenin zarar vermeden çıkmasını sağlar. El ve ayak çatlaklarında faydalıdır. Skorbüt hastalığını önler. Kandaki şeker seviyesini düşürür. Kanı temizler. Kansere karşı korur.

Pirinç (oryza sativa) : Buğdaygiller familyasından; sıcak bölgelerde yetiştirilen bir bitkidir. Her başakçığında bir çiçek vardır. Tanesi burada meydana gelir. İçeriğinde bol miktarda nişasta ve vitaminler vardır. Pirinç kabuğundan tabii phytine elde edilir. Bu madde, gelişmeye yardımcı olur. Zihin açıklığı sağlar.

Faydası : Vücuda gerekli olan kaloriyi sağlar. Yüksek tansiyonu ve fazla üre miktarını düşürür. İshali keser. Kaynatılması ile elde edilen su ishal kesici olarak kullanılır. Unu, yaraları kurutmak maksadıyla kullanılır.

(*)içlerimizden Hanönü ve Tosya da yetişir en meşhuru Tosya pirincidir. Pirinç çorbası has yemek sayılır. "Hasta oldum ki pirinç çorbası yiyeyim" bunun için söylenmiştir,

Salep (sahlep) : Salepgiller familyasından; tel köklü otsu bir bitkidir. Kökünde 2 tane yumru vardır. Gövdesi, dik ve silindirimsidir. Çiçekleri salkım veya başak şeklindedir. Kullanılan yeri köklerindeki yumrularıdır. Yurdumuzda bir çok çeşidi vadır. Salep yumruları müsilaj, glikoz ve uçucu bir yağ taşır.

Faydası : Göğsü yumuşatır. Öksürük ve bronşitte faydalıdır. Kabızlığı giderir. Basur memelerinde faydalıdır. Zihni çalışma gücünü arttırır. Kalbi kuvvetlendirir. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Vücudun ısınmasını sağlar. Cinsel gücü artırır.


Kastamonu-Taşköprü, kalitesi ve ismiyle dünyaya duyurduğu beyaz altını sarımsaktan sonra ülkemizin en kaliteli salebinin de Kastamonu'da Özellikle Taşköprü civarında yetiştiği açıklandı. Taşköprü, bundan böyle beyaz altın diye tanımladığı sarımsağından sonra ünü ülke sınırlarına ulaşan ikinci beyaz altını olan salebi ile de tanınacak. Salebin, Osmanlılar ve daha önceki devirlerde tabiatta önemli bir yeri olduğu, muhtelif formları halinde ve değişik amaçlar için ilaç olarak kullanıldığı biliniyor, Batı kaynakları da sinyatür teorisine bağlı olarak, salebin Di-oscorides'ten beri asırlarca afrodiziyak olarak Avrupa ve bilhassa doğu ülkelerinde kullanıldığını zikrediyor.

Kaynaklar, salebin ülkemizde dört bölgeden temin edildiğini ve bu bölgelerin başında Kastamonu'nun merkez köyleri ve Daday ile Taşköprü'nün yer aldığından bahsederek şöyle diyor: "Kuzey Anadolu: Kastamonu ve civarından elde edilen salep, piyasada Kastamonu Salebi adı altında bulunur. Kastamonu salebi orta büyüklükteki yumruların bir karışımıdır. Kastamonu civarında eski yumrular "ebesi", yenisi ise "iyisi" diye isimlendirilir. Muğla, Silifke ve Antalya salepleri ise küçük yumrulardan oluşur." (taskopru.50webs.com/salep.htm)



Sarmısak (tüm) : Zambakgiller familyasından; bütün kısımları keskin kokulu, 30-100 cm yüksekliğinde, otsu bir bitkidir. Toprak altında iri bir soğanı vardır. Çiçekleri beyazımsı pembedir. Yaprakları uzun, yassı, paralel damarlı ve sivri uçlu olup, gövdeyi sarmıştır. Soğanı özel kokulu uçucu bir yağ, şekerler, A, B, C, P vitaminleri içerir. Yağında alliin denilen bir madde vardır.

Faydası : Yüksek tansiyonu düşürür. İştah açar. Solunum ve hazım sistemindeki mikropları öldürür. Grip, tifo ve difteri gibi salgın hastalıklar sırasında faydalıdır. Hazmı kolaylaştırır. Kabızlığı giderir. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Kanı temizler. Kalp adalelerini kuvvetlendirir. Böbreklerin normal çalışmasını sağlar. Karında ve bacaklarda toplanan suyun boşalmasında yardımcı olur. Romatizma ve mafsal iltihaplarında faydalıdır. Damar sertliğini önler. Ateşi düşürür. Arpacık ve basur memelerinde faydalıdır. Zehirlenmelerde kullanılır. İdrar tutukluğunu giderir. Zehirli hayvan sokmasında da faydalıdır. Saçların uzamasına da yardımcı olur.

-) Kastamonu Sarımsağı: Pembe beyaz kabuklu, acı, kışa dayanıklı olan sarımsak ihracata da elverişlidir. Dişler orta irilikte ve muntazam sıralanmıştır. Saklamaya ve depolamaya dayanıklı bir çeşittir.  Baş çapı 3-5 cm., baş ağırlığı 10-25 gr. arasındadır. İç ve dış piyasada en fazla aranan türdür. http://www.kastamonutarim.gov.tr/index.php?mod=1001&sayfa=15

Semizotu (semizebe) : Semizotugiller familyasından; bir yıllık otsu bir bitkidir. Gövdesi toprak üzerine yatık, yaprakları sapsız ve etlidir. Yenilen kısmı, küçük, yuvarlak yeşil yaprakları ve körpe saplarıdır. C vitamini ve Demir bakımında zengindir. İçeriğinde kuzukulağı asidi bulunduğundan tadı biraz mayhoştur.

Faydası : Mide ve bağırsak kanamalarında ve kanlı idrarda faydalıdır. Kanı temizler. Vücuda serinlik verir. Şeker hastalarının susuzluğunu giderir. İdrar söktürür. Kabızlığı giderir. Zayıflamaya faydalıdır. Dalak hastalıklarında şikayetleri geçirir. Uykusuzluk, sinirlilik ve zihin yorgunluğunda faydalıdır. Lapası, yanık ve apsede rahatlık verir.

Sinirliyaprakotu (sinirotu) : Sinirotugiller familyasından; bir veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Birçok yabani türü vardır.

Faydası : İdrar söktürür. Yaraları iyileştirir. Cerahatı boşaltır. Nasırların sökülmesinde kullanılır.

Soğan (basaliye) : Zambakgiller familyasından; yumrumsu ve yeşil yaprakları kullanılan keskin kokulu, acı bir otsu bitkidir. Bileşiminde uçucu ve sabit yağ, şekerler, fermentler ve amino asitler vardır.

Faydası : İdrar söktürür. Vücutta biriken zararlı maddeleri ve suyu atar. Romatizma, mafsal iltihabı, idrar tutukluğu, damar sertliğinde faydalıdır. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur. Zayıflamayı sağlar. Böbrek ağrısını dindirir. Zihin yorgunluğunu dindirir. Baygınlığı geçirir. Prostat bezinin hastalanmasını önler. İktidarsızlıkta faydalıdır. Cinsel gücü artırır. Egzama ve diğer cilt hastalıklarında faydalıdır. Öksürük söktürür, bronşları temizler. Astım nöbeti, akciğer hastalıkları, grip ve soğuk algınlığında faydalıdır. Kandaki şeker seviyesini düşürür. Şeker hastalarında faydalıdır. Kolera ve veremde bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. İhtiyarlamayı geciktirir. İştah açar. Kalbi kuvvetlendirir. Koroner damarları genişletir. Cerahatlerin boşalmasına yardımcı olur. Dolama ve arpacıkta da faydalıdır.

Üvez (sorbus) : Gülgiller familyasından; orta boylu bir ağaçtır. En yaygın türü olan kuşüvezi yamaçlarda ve çalılık yerlerde yetişir. Yabaniüvez, ova ve yamaçlardaki ağaçlar arasında dağınık olarak bulunur. Üvez denilen meyvesi, muşmula gibi olgunlaştığı zaman yenir.

Faydası : İdrar söktürür. Kabızlığı önler. Tansiyonu düşürür. Aybaşı kanaması azlığını giderir.

Üzerlik (nazarotu) : Sedefotugiller familyasından; Afrika, Asya ve Amerika'nın sıcak bölgelerinde yetişen, tek tek beyaz çiçekli, çok dallı bir bitkidir. 35 cm kadar boyunda, çok yıllık, otsu bir step bitkisidir. Çiçekleri yeşilimsi beyaz renktedir. Meyvesi basık küre şeklinde bir kapsüldür. Tohumlarının içeriğinde harmalin, harmin, harmalol, peganin adlı glikozitler ve kırmızı boya maddesi vardır.

Faydası : Sinir sistemini uyarır. Balgam söktürür. Mide ve kulunç ağrılarında faydalıdır. Sulu egzamada şikayetleri giderir.

Üzüm (ineb) : Üzüm asmasının glikozca zengin olan meyvesidir.

Faydası : Bedeni ve zihni gücü artırır. Kan yapar. Vücutta biriken zararlı maddelerin dışarı atılmasını sağlar. Yüksek tansiyonu düşürür. Mide ülseri, gastrit, karaciğer hastalıkları, dalak hastalıkları, romatizma ve mafsal iltihabında faydalıdır. Kabızlığı giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Kanı temizler. Şişmanlıkta faydalıdır. Hamilelerin mide bulantısını önler. Cilt güzelliğini sağlar. Nekahat devresinin kolayca atlatılmasına yardımcı olur. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Besleyicidir.

Pekmez, hızlı enerji kaynağı
Anadolu'nun geleneksel yiyeceklerinden pekmezin yararları sayamayacağımız kadar çok.
Hamileler ve çocuklar için bulunmaz besin kaynağı olan pekmezin "thiamin", "riboflavin" ve "demir" açısından baldan daha zengin olduğunu araştırmalar ortaya koyuyor.
1 kg üzüm veya 200 gram pekmezin, kalori açısından 1150 gram süte, 300 gram ekmeğe veya 350 gram ete eşdeğer olduğu belirtiliyor.
Özellikle üzüm pekmezinin içinde doğal olarak bulunan glikoz ve früktoz, vücudumuzda hemen emilerek kana karışır ve metabolizmada enerjiye dönüşür.
Bu doğrultuda şunu söylemeliz ki; sabahları içeceğimiz iki yemek kaşığı pekmez, herkes için çok değerli ve çok önemli olan 2 mg. demir, 80 mg. kalsiyum ve 58 kcsal enerji ihtiyacımızı karşılayacaktır. (2005.yeniasir.com.tr)

Yabani gül (köpekgülü) : Gülgiller familyasından; 2-3 metre boyunda bir ağaçcıktır. Yaprakları 5-7 parçalıdır. Çiçekleri pembe veya beyazdır. Olgun meyvelerine kuşburnu denir. İçeriğinde şekerler, organik asitler ve C vitamini vardır.

Faydası : Kuşburnu denilen meyvesi idrar söktürür. İshali keser. Basur memelerine faydalıdır. yukarıdaki bilgiler www.sifalibitkiler.gen.tr/ - 18k adlı siteden alınmıştır.




KESTANE (Deli bal,Acı bal)BALI

Kestanebalı, bileşiminde bulunan çeşitli vitamin, mineral, organik asit ve enzimler nedeniyle sindirimi kolay, besleyici ve birçok hastalığa karşı koruyucu ve tedavi edici özellikler gösterir. Mideye iyi gelir. Balın, bileşim maddelerince zengin oluşu nedeniyle özellikle sağlıklı yaşamda önde gelen gıda maddeleri arasında yer almaktadır. Balın, difteri, boğmaca, verem, ülser, bazı cilt ve sinir sistemi hastalıkları gibi e yakın hastalığın tedavisinde olumlu etkileri saptanmıştır. Balın bilinen bu özellikleri sağlamasında, antimikrobiyel, antioksidan ve büyüme faktörü biyoaktivitesi gösteren bileşenler etkili olmaktadır Yararları nedeniyle balın her gün düzenli olarak tüketilmesi önerilmektedir. Kestane balı doğal koşullarda, kendine özgü acımsı aroması ile çok özgün bir baldır. Özellikle hasta ve yorgun kişilerin tedaviyi destekleyici olarak kullanabileceği bir üründür.

Bağışıklık sistemini güçlendirir. Enerji ve kuvvet verir. Günlük 2 tatlı kaşığı kadar alınması yeterlidir. Etkili bir bal olduğundan fazla alınması terleme ve baş dönmesine neden olabilir.

Kestane; Fagaceae familyasının ballı olarak bilinen üç türünden biridir. Koyu kahve renkli, buruk biraz acı ve kestaneye özgü tadı ve kokusu olan bu bal, antiseptik özelliğiyle tanınır. Yaklaşık 30 metre yükseklikte olan dalların çiçeklenme zamanı Haziran ve Temmuz aylarıdır. Bal arısı kestaneden hem polen hem nektar hem de salgı toplar. Arılar kestaneden nektar toplarken tozlaşmayı da sağlayarak kestane üretimine katkı da bulunurlar. Bitkinin balı da meyvesi gibi koyu kahve renklidir. Kristalleşmesi yavaştır, kristalleştiği zaman çok ince granüller oluşturur. Araştırmalarda antibiyotik özelliğiyle B.Hemolotik streptecoc&lara karşı etkili olduğu tespit edilmiştir. B ve C vitaminleri açısından zengin olan Fer Kestane Balı kasları kuvvetlendirici, kan dolaşımını düzenleyici, mide ve karaciğer yorgunluğunu giderici, bağışıklık sistemini güçlendirici etki yapar. Fer Kestane Balı solunum ve sindirim sistemlerine olumlu etkiler getirmektedir. Özellikle mevsim değişikliklerinde bol miktarda kestane balı tüketilmelidir.

Halk arasında Deli bal olarak da bilinir.

Bal; çok uzun süreden beri tedavi edici ve tadlandırıcı olarak kullanılmaktadır. Besleyici ve kuvvet vericidir. Mikropların üremesini önler. Yara iyileştirici etkiler gösterir. Çocuklarda sık görülen ağız iltihaplarına (aft, ağız yarası) karşı başarı ile kullanılır.

KESTANEBALININ İYİLEŞTİRİCİ ETKİSİ, ANTİBİYOTİKTEN GÜÇLÜDÜR:

Alman bilim adamlarının deneyimlerine göre kestanebalı, yara tedavisinde antibiyotikten daha etkili. Ama yara tedavisinde kullanılan sıradan bal değil. kestanebalı olarak adlandırılan bu bal, birçok antibiyotiğe karşı direnç kazanmış bakterilerin bulaşık olduğu kronik yaraları bile birkaç hafta içinde tamamen iyileştiriyor, diyor Bonn Üniversitesi tıp uzmanları.

Birçok bakterinin antibiyotiklere direnç kazanmasından sonra balın iyileştirici etkisi yeniden keşfedildi. Ancak uzmanlar, insanların özel işlemden geçirilmemiş doğal balla kendi kendilerini tedavi etmemeleri konusunda uyarıyorlar. Nitekim özel olarak hazırlanmayan ballarda bakteri sporları bulunabiliyor. Eski Mısırlılar bile balın yaraları iyileştirici etkisinden haberdardı. ikinci Dünya Savaşı’nda da askerlerin yaraları ballı sargılarla iyileştirilmişti. Bonn Üniversite Kliniği’ndeki çocuk doktorları tıbbi balı yaraların tedavisinde kullanıyorlar.

Ölü doku bal tedavisiyle kısa sürede yenilenmekte, ayrıca sargılar kolay değiştiği için yeni oluşan cilt tabakalarına zarar gelmiyor. Balın antiseptik bir etkisi var. Arılar bal üretirlerken glikoz oksidaz enzimini ilave ediyorlar. Bu enzim ise balın içindeki şekerden az miktarda hidrojen peroksidin üretilmesine yol açmakta. Balın için- deki hidrojen peroksit durmadan yenilendiği için de yaralardaki bakterilerin öldürülmesi için az miktarda KESTANEBALI yeterli olmakta
KESTANE BALININ İNSAN SAĞLIĞINA FAYDALARI
KESTANEBALI NELERE İYİ GELİR….

Adale ağrıları, titremesi, uyuşmasının giderilmesine,Ağrı ve sancıların giderilmesine,Ağız yaralarının iyileştirilmesine,Akciğer hastalıklarının iyileştirilmesine,
Bademcik iltihabının yok edilmesine,
Bağırsak gazının, iltihabının giderilmesine,
Baş, göğüs, karın ağrılarının giderilmesine,
Baş dönmesinin giderilmesine,
Bel ağrılarının giderilmesine,
Beyin hastalıklarının iyileşmesine, felç vesinir hastalıklarını gidermede,
Cilt bozukluğunu, lekelerini gidermeye,
Cinsel gücü artırmaya,
Damar sertliğine, damar tıkanıklığını yok etmeye,
Gözleri güçlendirmeye,
Halsizliğin giderilmesine,
Hazmı kolaylaştırmaya,
Hafızayı güçlendirmeye,
İştah açmaya,
Kabızlığın iyileştirilmesine,
Kalp çarpıntısını gidermeye,
Kanın temizlenmesine,
Kemiklerin kuvvetlenmesine,
Nezle ve grip hastalığının tedavisine,
Öksürüğün, nefes darlığının, astım hastalığının tedavisine,
Romatizma ve siyatiğin tedavisine,
Sarılık hastalığının iyileştirilmesine,
Sedef hastalığının giderilmesine.

www.bartinliarici.blogspot.com/ - 379k


(*) Kestane balı(,deli balı,acı bal) Kastamonu ilimizin sahil ilçelerinden Abana,Bozkurt,Çatalzeytin,Cide,İnebolu ve kırsalında ise Şenpazar ilçemizde üretilmektedir.



iNEBOLU İlçemizde arıcılık uzun yıllardır halkın ana geçim kaynaklarındandır. Halihazır 61 köyümüzde 5.500 fenni kovan ile 55 ton civarında bal üretilmekte olup, bu balın büyük kısmı kestane balıdır. İlçemiz ballı bitki örtüsü: kestane, orman gülü, ıhlamur, kızılcık ve çeşitli kır çiçeklerinden oluşmuştur. İlçemizde üretilen balın tamamı kestane balı niteliğindedir. Nasıl çam balı Akdeniz bölgesi ve Marmaris ilçesiyle özdeşleşmiş ise kestane balı da Batı Karadeniz’de sahil ilçeleriyle özdeştir.
Kestane balı Kestane ağacının mayıs ayında açan çiçeklerinden arıların topladığı nektar ve polenden oluşan kendine has kokusu ve tadı olan bir baldır. Kış mevsiminde bölge insanı tarafından baldan çok bir ilaç gibi kullanılmasının sebebi sadece alışkanlık olmayıp bilimsel araştırmalarla da belirlenen antibiyotik ve antiseptik özelliğidir. B1 B2 ve B6 vitaminleri yönünden diğer ballara kıyasla daha zengindir. Astım, bronsit başta sindirim, solunum, dolaşım hastalıklarında yararlıdır. Kestane balı çiçek ballarına oranla daha düşük şeker içermesi ve kestane nektarının özelliğinden dolayı az tatlı ve hafif acıdır. Acılık orman gülü karışımında daha da artar ve yutma esnasında boğazda kaşıntı hissi ve öksürük oluşturur. Orman gülü yoğun olduğu bölge ve mevsimlerde ‘’deli balı’’ tabir edilen fazla tüketildiğinde tansiyonu düşürerek sağlık problemleri yaratırken ölçülü tüketildiğinde fiziksel ve zihinsel dinçlik veren bal da üretilmektedir. Kestane balı koyu rengi ve kokusuyla diğer ballardan hemen ayrılır. İlçemiz arıcıları kendi ballarını kendileri pazarlamaktadır. Üretim talebi karşılamamaktadır. Kestane balı üretimi son yıllarda kestane dal kanseri nedeniyle kuruyan kestane ağaçları yüzünden azalmaktadır.

Tarihi ve Harika Doğasıyla İnebolu (Karadenizin Gizli Cenneti)









Kastamonu’nun Ünlü Yemek, Yiyecek ve İçecekleri

Nail Tan



Batı Karadeniz Bölgemizde yer alan Kastamonu’nun yiyecekleri üzerine yapılan müstakil deneme ve yayınların sayısı fazla değildir. Bu konuda en büyük derlemeyi bu ilin eski müze müdürlerinden Ahmet Baha Gökoğlu yapmıştır. Sayın Gökoğlu, çoğunluğu öğretmen olan kişilere gönderdiği anketlerle Kastamonu merkezinden ve ilçelerinden 812 çeşit yemek, 51 çeşit ekmek derlemiştir. Denemelerin yayımlandığı çorbalar bölümünde ise 38 çeşit çorbanın tarifi bulunmaktadır.

Kastamonu, Türkiye’de şekerciliğin yayılış merkezlerinden biridir. Ünlü şekerci Hacı Bekir, Kastamonu’nun Araç ilçesindendir. Bugün de Hacı Bekir Müessesesinin İstanbul ve Ankara’daki imalathane ve satış mağazalarında Araçlı ustalar ve tezgâhtarlar çalışmaktadır. «Türk Lokumu»nu bütün dünyaya Hacı Bekir tanıtmıştır.

Araçlıların şekerciliği yanında Küre ve Devrekânililer de kadayıfçılık ve yufkacılık mesleklerine sahip çıkmışlardır. Boyabatlılarla (Sinop) birlikte İstanbul ve Ankara’daki kadayıfçı ve yufkacıların % 70’i bu üç ilçenin halkına mensuptur.

Kastamonu, elverişli coğrafi şartları ve iklimi dolayısıyla zengin bir beslenme geleneğine sahip olmuştur. Elması, üryani eriği, Taşköprü’nün sarımsağı, Tosya’nın pirinci ve üzümü yurt çapında ün yapmıştır. Ayrıca, İnebolu’nun kestanesi ve kirazı, ıhlamuru, Azdavay’ın armudu, Araç’ın cevizi ve kızılcığı, Daday ve Taşköprü’nün erikleri (ak erik, mürdüm eriği, pazar eriği), il ormanlarında yetişen dağ çilekleri, mantarlar (koç, kanlıca, gelincik, duvaklıca), kekik, orkide soğanı (salep) il ve çevresinde meşhurdur. Kuzu kulağı, hodan, yelmik, ebegümeci gibi yemek yapılan yabani otlar da Kastamonu’da çoktur. Küçükbaş ve büyükbaş hayvan yönünden ormanlarla kaplı Kastamonu’da elverişli şartların avantajı kullanılmaktadır. Büyük şehirlere, kasaplık hayvan ve yumurta ihraç edilmektedir.



Pastırmalı Ekmek:

Kastamonu’nun pastırması Kayseri pastırması kadar tanınmamıştır. Ancak, kalitesi ve lezzetiyle damak zevkine sahip kişilerce çok iyi bilinir. En çok İstanbul ve Ankaralılar satın alırlar. Bu yüzden Mart ayı gelmeden Kastamonu’da üretilen pastırma tükenir. Kastamonu’da pastırma tüketiminin bir sebebi de pastırmalı ekmek yapımıdır. Tatil günleri Kastamonulu aileler ya etli ekmek, ya da pastırmalı ekmek yerler.

Pastırmalı ekmek fırınlarda yapılır. Ekmeğin içine konacak malzeme ise pastırmacılarda satılır. Pastırmacılar, çemensiz pastırmayı bıçakla ince ince doğrarlar. Beyaz soğanları da soyup aynı şekilde doğrayıp cumartesi, pazar günleri hazır beklerler. Müşteri, geldiği zaman istediği miktara göre çemensiz pastırma, doğranmış soğan, kırmızı biber, karabiber ve kimyonu iyice karıştırıp satarlar. Bibersiz isteyene bibersiz satılır. Pastırma kadar soğan bulunur bu karışımın içinde. İsteyenler bir parça da sucuk doğratabilir bu karışımın içine. Bir ekmek için bu karışımdan 300 gr. satın almak gerekir. Satın alınan pastırmalı ekmek içi fırına getirilir. Bu iç evlerde de hazırlanabilir. Fırına 200- 250 gramlık simitlik hamur pözülerinden birini tezgâhın üzerine alır. Una bulayarak merdane ile yufka kadar inceltmemek üzere açar. Pastırmalı ekmeğin pözüsü, etli ekmeğin pözüsünden daha büyüktür. Şekil olarak da. Fırına, açılan büyük yufkanın yarısına 300 gr. pastırmalı ekmek içini döküp yayar. Diğer yarısını üzerine kapatır, uçları parmaklarıyla bastırarak kapatır. Kürekle orta kızgınlıktaki fırına sürer. Az sonra kürekle ateşe gelen tarafını değiştirir. Ekmeği yakmadan pişirir. Pişen ekmeği kürekle çekip sahibinin tepsisine koyar. Ekmeği pişirtenin yanında tereyağı veya kahvaltılık margarin bulunur. Ekmeği bu yağlardan biriyle altıyla üstüyle yağlar. Fırında yenecekse bu yağlama işini fırıncı yapar. Yağlanan ekmek yumuşar. Genellikle evlere götürülüp çayla, ayran veya yoğurtla yenir. Bir ekmek, bir kişiyi rahatlıkla doyurur. Etli ekmekte olduğu gibi öğle üzeri yenir. Yanında soğulduk olarak sayılanların dışında cacık, pestil ezmesi, kızılcık ekşisi, üryani hoşafı, komposto bulunur. Gençler pastırmalı ekmekten sonra tahin helvası veya çekme helva da yerler.

Pastırmalı ekmek, yalnızca pastırmanın bulunduğu kış mevsiminde yapılır ve öğle üzeri yenir.

(Kaynak Kişi: Mehmet Çevik, 65 yaşında. Daday ilçesinden. Topçuoğlu Mah. Ecevit Sok. No:5’teki Etli Ekmek Salonu’nu işletmekte. Fırıncı amcasından öğrenmiş.)

Pastırma:

İnek, dana ve mandalar Eylül’ün sonuna doğru pastırmacılar tarafından kesilir. Soğumaya terk edilir. Soğuyan hayvan gövdelerindeki etler pastırma cinslerine göre 8 parçaya ayrılır. Pastırmacı, terzi gibi hareket ederek etleri gövdeden ayırır. Pastırmalık parçalar tuzlanır. Bir hayvan etinin %35- 40’lık kısmından pastırma, %45-50’lik kısmından sucuk yapılır. %15-25’lik kısmı kemik olarak çıkar.

Tuzlanan pastırmalık parçalar üç gün tuz içinde bekletilir. Ardından bol su ile yıkanır. Kakaç adı verilen bu et parçalarına kınnap takılır. Kınnaplarla «sayvan» denen yerlere kurumak üzere asılır. Sayvanlar, evlerin çatı kısımlarındadır. Bol güneş alır. Sayvanlarda etleri dizmeye elverişli kalaslar bulunur. Kurutulmak üzere asılan etler sık sık kartlanmamaları için kontrol edilir. İlk asılan kakaçları, 3-5 gün arayla yeni kesilen hayvanların kakaçları takip eder. Bütün hayvanlar birden kesilmez. Pastırmalar pazarlanırken ilk asılanlardan başlanır. Etler, güneş durumuna göre 7-21 gün arasında kurur. Kuruyan etler ağırlığının %35-40’ını kaybeder.

Pastırmalar üç kategoride pazarlanır:

Yağsız Pastırmalar: Kuşgömü, bohça (eğrice),kenar, but dilmesi, şeker-pare, kapak, bacak

Orta Yağlı Pastırmalar: Sırt, omuz, kürek, mehle

Çok Yağlı Pastırmalar: Döş

Sırt pastırması, kuşgömü en yumuşak pastırmadır. Aranan pastırmadır.

Pastırmalık etler kuruyunca bölüm bölüm çemenlenir. Daha doğrusu pazarlanacak pastırmalar çemenlenir. Pastırmalar çemen içinde 24-36 saat tutulur. Uzun zaman çemenli bırakılmaz. Eti bozar. Çemen; sarımsak, kırmızıbiber ve çemen ununun suyla karıştırılıp macun haline getirilmesiyle elde edilir. Kurumuş etin üzerine sürülür. Et tamamen çemenle kaplanır. Çemen, pastırmaya ayrı bir lezzet katar.

Pastırmacı dükkânlarına çemenle kaplı olarak asılan pastırma kakaçları, keskin pastırmacı bıçağıyla kütük veya mermer üzerinde doğranılarak satılır. Bıçakla pastırmalar kâğıt gibi ince ince doğranır. Makineyle doğranan pastırmalar makbul sayılmaz. Bir kısım pastırma kakacı çemenlenmez. Pastırmalı ekmek tarifinde anlatıldığı gibi soğan ve baharat karıştırılarak satılır.

(Kaynak Kişi: Hasan Tokgöz. 56 yaşında. Kastamonu Merkez Beyçelebi Malı. Satıkâhya Sok. No: l’de imalâthane sahibi. Pastırma yapımını babası meşhur pastırmacı Süleyman Tokgöz’den öğrenmiş. Babası Süleyman Tokgöz de Hasan Tabahahmetoğlu'ndan.)

Orada mesela sucuklar vardır, o sucuklara baktığınızda kapkara, simsiyahtır, bir şeye benzemez, çünkü onlar eti renklendirici kullanmazlar. O sucuklar hakikaten çok lezzetlidir, simsiyah görünür, görüntüsü hoş değildir, çünkü dediğim gibi onlar bunu kırmızılaştıracak sodyum nitrat gibi katkı maddeleri kullanmazlar.

Çekme Helva:

Kastamonu’da « çekme helva» adıyla tanınan helvanın- benzeri yakın yıllarda Mudurnulular tarafından «saray helvası» adıyla tanıtılmıştır. İzmit’te değişik bir şekli de «pişmaniye» adıyla pazarlanmaktadır.

Çekme helva, Kastamonu’nun hediyelik yiyeceklerinin başında gelmekte ve diğer illerde çok beğenilmektedir. Hammaddesi kadayıflık, özü olmayan un, şeker, yağ ve sudur.

Çekme helva yapımı meyane elde edilmesiyle başlar. Yemeklik margarin yağ, imalâthanede orta büyüklükte bir kazanda eritilir. İçine un konur. Bir saat kadar hafif ateşte unla yağ karıştırılarak pişirilir. Meyane soğumaya terk edilir.

Şeker ocağı hazırlanır. 20 kg. kadar toz şeker bir kazana konur, su ile karıştırılarak eritilir. İçine limon tuzu katılır. Yarım saat daha kaynatılır. Erimiş şeker akide şekeri kıvamına gelince ocaktan alınır. Mermer soğuma taşma dökülür. Soğuyan şeker, soğuma taşından toplanır, özel ağartma makinesine konur. Savrularak beyazlaşıncaya kadar ağartılır. Makineden alınan ağartılmış şeker, normal sıcaklıktaki meyaneyle yan yana getirilir. Sıra 4- 5 kişilik helvacı ekibinin çalışmasına gelmiştir. Ağartılmış şeker, büyük bir halka şekline getirilir. Meyaneye bulanarak elden ele çekilerek uzatılır. Çekme helva denmesinin sebebi budur. Meyaneye bulanarak çekilen, uzatılan şeker sonunda beyaz lifler haline gelir. Beyaz lifler haline gelmiş şeker, mermer üzerine konup küçük parçalara ayrılır. Tepsilere doldurulup preslenerek sıkıştırılır. Böylece tepsi kenarlarına kadar dolu sıkıştırılmış, un gibi bir helva elde edilir. Tepside baklava dilimleri şeklinde veya kare dilimler elde edilerek satılır. Son yıllarda üreticiler çekme helvaya fındık, hindistan cevizi, kakao da katmakta, renkli türlerini pazarlamaktadırlar. Asit; beyaz, sade olan şeklidir. Mudurnu’da da aynı usulle helva yapılmakta, sadece margarin yerine tereyağı kullanılmaktadır.

(Kaynak Kişi: Hüseyin Ünal. 83 yaşında. Kastamonu merkezinde imalâthane sahibi. Helva yapımını amcasından öğrenmiş ve oğlu Niyazi Ünal’ı da yetiştirmiştir.)

www.turkishcusine.org/pages.

(*)Rahmetli Hacı Hüseyin ÜNAL amcaların yanlarında (Ünal Şekerleme) çırak olarak imalatta,tezgahtar olarak dükkan da çalıştım.Hacı baba diye hitap ederdik kendisine,hesap makinesi kullanmazdı,biz oğlu, ustamız Niyazi ÜNAL’ın yanında yetiştik,yetiştik derken imalatçılık uzun soluklu bir meslektir. Feraset ister, devamiyet ve kabiliyet, esastır biz okul tadillerinde çalıştığımız için bu meslek adına kendimizi geliştiremedik amma hayat okulunun yüzde doksanını burada ikmal eyledik.Belediye caddesindeki önceleri bir kısmı imalathane iken sonradan tamamen perakende satış yeri olan bu yerde lokanta vâri olarak,1980’li yılların başına kadar pazarın kurulduğu, pazartesi ve çarşamba günleri helva(tahin) ekmek,reçel ve tahin karışımı ekmek gelen müşterilere (genel de kırsaldan gelenlere) yemeleri için servis edilirmiş.Soğuğu bol bir memleket olduğumuz için tahin helvası,pekmez gibi kalorisi bol ve aynı zamanda uzun süre insanı tok tutan bu tür yiyeceklerin tercih edilmesi gayet doğal olsa gerek.Daha geniş bir tahlil yapılması gerekirse işin aslı yine maddiyata dayanır,az parayla öğün savmak(yemek vaktini geçiştirmek) kabilinden bir şeydir bu..Olsa cepte elbette gidip meşhur Göloğlu’nun biryan pilavından,pastırmalı,etli ekmek den yerlerdi.Söylenecek çok şey var,boğazıma gelip düğümlenen amma yutkunmak zorunda kaldığım,bu memleket hep vermiş hiç almamış,Çanakkale ye vermiş,Kurtuluş savaşına vermiş,hep uslu çocuk olmuş,devlete hep baba demiş amma üvey evlat muamelesi görmekten kurtulamamış,İnebolu limanı işi asırlık olmuş halâ açılacak,Ankara yolu halâ kısaltılacak,üretim ve istidam esaslı küçük,orta,büyük ölçekli işletmelerin önü açılmamış,ticari yapısı kadük bırakılmış.Devlet bol,bol Bölge Daireleri açmış hazır paraya maaşa alıştırmış halkı,hani nerde o bölge müdürlükleri şimdi bir bir kapanıyor.Bakın Kayseri ye,Gebze ye devamlı ilerleme de sanayii üretimleri sayesinde.Balık tutmayı öğretmemişler, nasılsa ayın onbeşini öyle veya böyle buluruz mantığı yerleşmesine izin verilmiş.Söz çok amma derman olacak kimse yok.

KÜLÇÖREĞİ
Bunda hamur, sıcak külle pişirilir. Hamur karbonata ile yoğurulur tuz katılır. Uzunca süredir ateşin yandığı altında tuğla bulunan ocağa hamur gömülerek yerleştirilir. Külü süpürülerek yerleştiği yerde hamur 2-3 dakika bekletildikten sonra alt üst çevrilir. Külün yapışmaması için üzeri kağıtla kapatılır, hamur sıcak külle tamamen örtülür. Bir saatte pişmeye bırakılır.Uzun kış gecelerin de köyler de yapılır ocak olacak ki kül olsun,taze tere yağı yanında ekşi ezilmiştir tasa (yani içecek hale meşrubat kıvamına getirilmiştir),pekmez (elma pekmezi tercih edilir elmanın az olduğu yıllarda yok satılır adeta öksürüğe ve göğüs yumuşamasına iyi geldiği için)ikramıdır gelen misafirlere ev sahiplerinin.









  # Yorum Yaz #

İsim :

Yorum :
(Max. 400 Karakter)

 

En Çok Okunanlar Son Yorumlananlar Hakkımda
BİTKİLER-SEBZE VE MEYVELER (28515)
BENLİSULTAN HAZRETLERİ HAKKINDAKİ BİLGİLER (19561)
Şeyhzâde Halil İbrahim efendi oğlu Ziya ŞÖY (11426)
ŞEYH ŞÂNİ HAZRETLERİ (7985)
Sunuş ve ŞEYH MUHİTTİN EBU ŞÂME (BENLİSULTAN HZ.LERİ) (7716)
KAYS-ÜL HAMEDÂNÎ ASGAR HAZRETLERİ (7621)
ABDÜLHAY ÖZTOPRAK (7166)
Kastamonu Destanı (6458)
MERHUM PROF.DR. ABDULKERİM ABDULKADİROĞLU HOCA VE BİR ŞİİR (6397)
AŞIK GARİPOĞLU (PEHLİVAN) (6150)
KAYS-ÜL HAMEDÂNÎ ASGAR HAZRETLERİ (7)
MAHALLENİN KÖPEKLERİ (1)
Kastamonu Destanı (5)
AŞIK GARİPOĞLU (PEHLİVAN) (5)
ABDÜLHAY ÖZTOPRAK (7)
MUSTAFA BEKTAŞOĞLU KİMDİR? (3)
BİTKİLER-SEBZE VE MEYVELER (17)
Şeyhzâde Halil İbrahim efendi oğlu Ziya ŞÖY (10)
ŞEYH ŞÂNİ HAZRETLERİ (3)
DEVLET ARŞİVLERİ GENEL MÜD.-BENLİSULTAN KÜLLİYESİNE AİT ARŞİV EVRAK VE MÜSBİTELERİ (2)
Kaynak  & Proje :Nurettin ŞÖYWeb Tasarım: Evren KALYONCU
Kastamonu Otel
Kastamonu Otelleri