Kastamonu’nun “Evciler” köyünde 1881 yılında doğdu. Nüfus Memurluğundaki kütük kaydına göre soyunun aile lakabı “Aşık Garip Oğlu” dur. Babasının adı Hüseyin’dir.(d1846- ö. 7 temmuz 1921) Mehmet Pehlivan Kastamonu’nun yetiştirdiği pehlivanlardan Arnavutoğlu
Ali ve Çeviricioğlu Hacı Mehmet’ten sonra ismi bu bölgede en çok ün salmış bir güreşçidir. Belgeler onun en güçlü çağında (1900-1914) Anadolu’nun başta gelen güreşçisi olduğunu kanıtlamaktadır. Halen hayatta bulunan onu görmüş Kastamonulular, bu gerçeği doğrulamaktadır. Bu belgelerden birisi, Kastamonu gazetesinin 13 Mayıs 1908 tarihli baskısından alınmış, Tercüman-ı Hakikat gazetesinin (19 Mayıs 1908) tarihli sayısında yayımlanmış şu yazıdır:
“… Erenlik mevkiinde (Kastamonu Karayolları 15. Bölge Müdürlüğünün bulunduğu alan)
Binlerce seyirci önünde yapılan güreşlerde birinci derece de Kastamonulu Garipoğlu Mehmet ile Vezirköprülü Ömer ve ikinci derecede yine vezir de Vezirköprülü Mustafa
Ve Molla Mehmet üçüncü derecede yine Vezirköprülü Ahmet ile Ayancık’ın Çanlı bucağından Hafız Mehmet namındaki kazanarak…”
İkinci dereceyi kazanan Vezirköprülü Mustafa Pehlivan, Oymaağaçlı Kütükçü Mustafa
Pehlivandır. Bu pehlivanın 1900 yılı Amasya Panayırı’nda Hasbekli Mahmut Pehlivan’ı
Yendiği düşünülürse, birinciliği kazanan Garipoğlu’nun pehlivanlık derecesi anlaşılmış olur.
Garipoğlu, askerlik görevini İzmir’de yaparken, Manisa’da düzenlenen büyük bir güreşe kumandanı tarafından yanına 70- 80 atlı verilerek gönderildi. Talih karşısına Kurt Dereli Mehmet Pehlivan’ı çıkardı. Bir süre güreştikten sonra Kurt Dereli “ Ben bu pehlivana yenildim” diye Aşık Garipoğlu’nu galip ilan edip ödülünü ona verdirdi.
Kastamonulu yazar İhsan Ozanoğlu bu güreşi şöyle anlattı;
Atatürk’ün 11-13 Kasım 1931 tarihinde Ankara’da yaptırdığı yağlı güreşlerde Kurt Dereli
Mehmet pehlivan hakem olarak bulunurken, Kastamonu milletvekillerinden Aşık Garipoğlu’nun sağ olup olmadığını sormuş. Onlardan sağ olduğunu öğrenince, Garipoğlu vaktiyle Manisa’da beni yenmişti, iyi pehlivandır. Kastamonu’ya gidince selamımı söyleyin..”
Demiş.
Bu olayı duyunca Aşık Garipoğlu’na giderek Kurt Dereli’ yi nasıl yendiğini sordum. O da bu güreşin hikayesini şöyle anlattı:
“… Ben Kurt Dereli’ nin geldiğini duyunca daha aşağıya soyunmak istedimse de kabul etmediler, ille başa çıkacaksın dediler. Mecburen soyundum. O zaman ince idim. Kurt Dereli
Yassı ağaç gibi sırtlı, bacak gibi bazulu, kütüklü bir adamdı. Ben kazan başına gider ditmez, boşa soyunduğuma pişman olmuştum. Kurt Dereli de kazan başına gelince, hemen elini öptüm ve; “ Ben sizinle güreşecek pehlivan değilim, ama emrettiler karşınıza çıkardılar. Sizin gibi usta bir pehlivan ile güreşmiş olmak bana şeref verir…” dedim, tekrar elini öptüm. Ben onu, o da beni yağladı. Güreşe başlayınca üç defa daldım. Birisinde eli ile alnımdan iterek, ikincisinde enseme çökerek engel oldu. Sonra o beni altına alıp bastırdı ve sarmayı taktı. Sonra nasıl oldu bilmiyorum, sarmasından sıyrılıp ayağa fırladım, kalktım. Ama hemen kısbetimin arka kasnağından yakalayıp çekti ve beni durdurdu. Sonra hakem heyetine:
- Ağalar, ben bu gence yenildim, dedi.
- Hakemler ve halk itiraz ettiler:
Hayır yenilmedin. Yenilecek bir durumda olmadı, dedilerse de Kurt Dereli kabul etmedi ve:
Benim sarmamdan kolayca sıyrılan bu genç pehlivan ileride iyi bir pehlivan olacak. Sarmamdan kurtulduğuna göre beni yenmiş sayılır, ödülde onundur, ona verin dedi.
Kurt Dereli Mehmet Pehlivan’ı yenmediğim halde bu söz üzerine ödülün hepsini bana verdiler. Tekrar elini öperek güreş meydanından çekildik.”
Garipoğlu 50 yaşından sonra da güreşler yaptı. Bu güreşlerinden bir tanesini seyretmiş olan davulcu “ Karayılan- Mahir Dağlı’nın arkadaşı zurnacı Hasan Öztürk” şöyle anlattı:
“ Akdoğan köyünde yapılan bir düğün güreşinde “Kadıcı Tevfik” isminde bir pehlivan Aşık Garipoğlu Mehmet pehlivan ile ısrarla güreşmek istedi, ihtiyarların rica ve nasihatini dinlemeyip inat eden bu genç ile Garipoğlu güreşmek zorunda kaldı. Ona iyi bir ders vermek hırsıyla biraz ezmek istedi. Güreşi Kadıcı kaybetti. Bununla da kalmadı bir daha da güreş tutmadı. Bu güreş 1950 yılında oldu”
Garipoğlu Mehmet Pehlivan sazı da güzel çalarmış. Aşağıda bir dörtlüğünü aldığımız koşmayı çok sever ve “Garib-Hicaz” makamında çalar ve söylermiş.
Laleli dağında yolumu azıttım.
Çağırırım kadir Mevlam hey.
Bir yandan kar yağar, bir yandan tipi.
Benim halim yaman oldu yaman hey.
Kastamonuluların çok sevdikleri ve hala hatıralarını ve güreşlerini anlattıkları Aşık Garipoğlu Mehmet Pehlivan 4 Aralık 1955 günü vefat etti.